ÜRKEK DENİZLİ VE TİTREK HAKEM
+ Chatlaq.Net Efsane Forum » TuTQu Forum Eğitim Öğretim » Makaleler » Spor
 ÜRKEK DENİZLİ VE TİTREK HAKEM

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: ÜRKEK DENİZLİ VE TİTREK HAKEM  (Okunma Sayısı 11 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : Nisan 22, 2010, 10:43:51 ÖS »
TiYLia
First Lady
TuTQu Süper Üye
*



Başarı: 1267
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 29.879


ÜRKEK DENİZLİ VE TİTREK HAKEM

“Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, keçiler berber iken develer tellal iken… Ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken…..” şeklinde devam eden tekerlemeyi hepimiz hatırlarız. İşte Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki ismi derbi olan ancak kendisi derbiden başka her şeye benzeyen maç bana bu tekerlemeyi hatırlattı. Develerin tellal olduğu dönemle bu dönem arasında ne fark var? Bence hiç. Çünkü develerin tellal olduğu zaman da aynı takımlar şampiyon oluyordu şimdi de aynı takımlar. Yani başlarında böylesine formsuz ve korkak teknik adamlar olduğu halde yine şampiyonluk potasının içindeler. O zaman ben bile yaparım bu teknik adamlığı ne dersiniz? Nasıl olsa ilk üç garanti!

Maç kadroları, oyuncular sahaya çıkmadan önce açıklandı. Fenerbahçeli futbolcular dahil olmak üzere herkes, Beşiktaş’ın sahaya yenilmemek için çıktığını ve defansif bir anlayışla sahada mücadele edeceğini düşündü. Nitekim böyle de oldu. Sn. Mustafa Denizli yine şapkasından bir tavşan çıkararak muhakkak galibiyet gereken bir maça ÜRKEK başladı. Öyle ki topla oynayıp Fenerbahçe’yi sıkıntıya sokabilecek ayakları yok gibiydi. Bobo, 5 defa ofsayta düştüğünde yanında veya yakınında bir tane bile Beşiktaşlı yoktu. Ürkek Denizli, daha ikinci dakikada golü yemesine ve çıkarttığı takımın oyuncu tercihlerinin ve oyun düzeninin hatalı olduğunu görmüş olmasına rağmen gurur yaparak hiçbir değişikliğe gitmedi. Hatta acıların çocuğu Guzia’nın kaçırdığı gol fileleri bulsa, Ürkek Denizli tarihinin en ağır mağlubiyetinden kurtulamazdı. İlk yarı boyunca takımına hiçbir destek vermeyen ve taktik değişikliğe gitmeyen Ürkek Denizli, ikinci yarıda meşhur şapkasından bir tavşan daha çıkararak İbrahim Kaş yerine Uğur İnceman’ı oyuna dâhil ederek herkesi şaşkına çevirdi. Burada girdiğinden itibaren olumlu hamleler yapan Uğur İnceman’a bir sözümüz yok. Ancak Holosko gibi bir silah dururken ilk hamle İnceman olmamalıydı derim. Kısacası işin Beşiktaş cephesinde, dolayısıyla Sn. Denizli cephesinde gelişmeler böyleydi. Özetlersek; Oyucu tercihleri yanlıştı, takım tertibi yanlıştı, taktik yanlıştı, oyuna müdahale yanlıştı. Ama Bobo’nun atamadığı penaltı ve maçtaki uygunsuz davranışlar Ürkek Denizli’yi kurtardı diyebiliriz. Şimdi kimse Ürkek Denizli’yi konuşmayacak bile.

Gelelim maçın iki kahramanından biri olan hakem Gökçek’e.
Eski bir hakem olarak, Titrek Hakem Gökçek’in iyi niyetli bir insan olduğunu ancak maç yönetme kabiliyetinin olmadığını düşünüyorum. Maç yönetmek zor bir iştir. Çünkü hiçbir tarafı memnun edemezsiniz. Haa, memnun etmek gibi bir göreviniz de yoktur ayrıca. Siz çıkar işinizi layıkıyla yaparsınız ve gönül rahatlığıyla evinize gidersiniz. Sizi beğeneler zaten beğenir. Ancak aynı maç içinde verilen kararlar birbirleriyle uyumsuz olursa, önündeki pozisyonu yardımcı hakeme bakarak ve danışarak karar verirsen. Görmediğin pozisyon için görmüş gibi devam dersen, gördüğün pozisyonu doğru değerlendiremezsen bu hakemlik gömleği sana biraz büyük geliyor demektir. Burada tek suçlu hakem midir? Tabiî ki neredeyse tamamı kötü niyetli futbolcular hakemden daha da suçludur. Her pozisyonda itişip didişen, birbirine çaktırmadan yumruk atan, küfür eden ve FAİR PLAY den yoksun futbolcular olunca hakemin de işi zorlaşıyor. İşte asıl kaliteli, tecrübeli ve sinirleri sağlam bir hakem bu oyuncular ve oyunla baş edebilir. Aksi halde adamı sudan çıkmış balığa çevirirler ve Titrek Hakem olarak ilan ediverirler. Federasyonun bu hakemi böyle zor bir maça atamış olması da hatların en büyüğü olarak kayıtlara geçmiştir. Hakem demek adaleti teessüs eden kişi demektir. Adaleti teessüs için de isimlere ve formalara bakmadan karar vermek gerekir. Hakemlik yaptığım dönemde, maçını yöneteceğim takımların isimlerine ve ligdeki sıralamalarına asla bakmazdım. Tabiî ki Süper Lig hakeminin bunları bilmemesi mümkün değil ama, burada anlatmaya çalıştığım “anlayıştır” Yani kimin ne durumda olduğu hakemi ilgilendirmemelidir . Amatör maçlar yönetirken, hocaların maç öncesi gelip, “Hocam zaten gazozuna maç problem olmaz merak etmeyin” dediği maçlarda bir iki tane kırmızı muhakkak çıkmıştır. Futbol bu, oyuncu kendini tutamıyor ve yapılanları hazmedemiyor. İşte hakem adalet ile davranmaz ve forma renklerinden ve isimlerden çekinirse işin sonunu getiremez. Bence maçın hakemi yardımcı hakemiyle tenakuza düşmüş ve maçı inanılmaz derecede kötü yönetmiştir. Böylelikle, Mustafa hoca Ürkek lakabını alırken, Hüseyin Göçek de benden Titrek lakabını almışlardır.

Fenerbahçe cephesinde değişen hiçbir şey yok. Sn.Daum, bilinen takımı, bilinen taktikle saha sürdü. Yine bilinenleri yaptı ve bir oyuncu değiştirerek takımına destek olmadı. Böyle bir teknik adam Fenerbahçe’nin başında ya, daha ne söylenir bilemiyorum. Fenerbahçe yine Alex’in müthiş vuruşuyla oyuna önde başladı ve Ürkek Denizli’nin hesaplarını alt üst etti. Devamında, bence ayaklarının ayarı bozulmuş olan acıların çocuğu Guiza’nın kaçırdığı net gol, farkın açılmasını engelledi. İşte teknik adam, işte o teknik adamın forveti, al birini vur ötekine. Fenerbahçe’nin son haftalarda 6 puanı hanesine yazmasındaki tek kahraman hiç kuşkusuz kaleci Volkan dır. Galatasaray maçında Keita’nın füzesini son dakikada çıkaran ve bu maçta da penaltı kurtaran Volkan, bana göre bu sezon aldığı paraları hak etti.

Fenerbahçe de son sözüm de Bilica’ya olacak. Takımının kaybetmemesi için yaptığı kazı çalışması kendisine ve taşıdığı formaya hiç mi hiç yakışmadı. Yaptığı o hareket, takımına puan kazandırmak içindi ama diğer takımın da puanını haksız yere çalmak manasını taşımaktadır. Bobo kötü vurarak penaltıyı atamadı, ya kurtarılan penaltıya Blica’nın kazdığı çukur etki etseydi neler olurdu? Bu durum, aynen Maradona’nın dünya kupasında golü eliyle atıp, diğer takımın emeklerini çalması gibidir. Her kim ve ne olursa olsun, hırsızlığın iyisi olmaz. Kendi takımının lehine yapılmış olması da işi masum hale getirmez. Burada Bilica’nın yaptığından dolayı penaltı kaçmadı ama yapılan işin niyeti kötüydü. Seneye takımda görmek istemediğim oyuncuların başında Bilica gelmektedir.

Hülasa, şampiyonluk Denizlinin kehaneti gibi bu hafta da belli olmadı. Kanaatimce son haftaya taşınacağa benziyor. Bu arada, şampiyonluğun İstanbul dışına çıkmasını istemeyen düşman kardeşler, müthiş bir koalisyonla kol kola girebilirler. Federasyonun hakem atamalarında ve maç saatlerinde bunu dikkate alması gerekmektedir. İşin ucunda para olan her şeyden şüphelenirim vesselam.


Hüseyin Yavuztürk
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

Bırak... Sorma...
Hanesi boş kalsın ismine yüklediğim anlamın
Aşk de... Nefret de... Ne dersen de...
Ben bile bilmezken bendeki vazgeçilmezliğin sebebini
Bırak sözcüklerin kafası karışmasın...
Bir kelimeye...
Bir dizeye...
Bir şiire sığamıyacak kadar ağrılı harflerim...
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv
|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.12 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC | Sitemap
vBulletin Theme Design by TurkloRD
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.026 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu