ZARF (BELİRTEÇ)
+ Chatlaq.Net Efsane Forum » TuTQu Forum Eğitim Öğretim » Kültür-Sanat-Tarih » Türk Dili (Moderatör: demokrasi)
 ZARF (BELİRTEÇ)

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: ZARF (BELİRTEÇ)  (Okunma Sayısı 173 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : Mart 26, 2007, 01:16:32 ÖS »
demokrasi
Moderator
TuTQu Süper Üye
*



Başarı: 46
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5.519

EY! TÜRK TİTRE VE ÖZÜNE DÖN


ZARF (BELİRTEÇ)

ZARF (BELİRTEÇ)


İsimlerin varlıkları ya da kavramları karşıladığını, fiillerin ise hareketleri, oluşları karşıladığını belirtmiştik. Varlıkların nasıl belli nitelikleri varsa, fiillerin de belli nitelikleri vardır. İsmin niteliğini bildiren sözcüklere sıfat demiştik. Fiillerin niteliğini bildiren sözcüklere de zarf diyoruz.


“Güzel bir evde oturmak istiyorum.” cümlesinde “güzel” sözcüğü “ev” isminin niteliğini bildiriyor, onun nasıl olduğunu açıklıyor. Öyle ise bu sözcük sıfat görevindedir.


Aynı sözcük;

Bu ev uzaktan daha güzel görünüyordu.” cümlesinde “görünmek” fiilinin nasıl olduğunu bildiriyor. İşte bu durumda “güzel” sözü zarftır.


Kısaca zarflar fiillerle ilgili sözcüklerdir. Bunun dışında, sıfatın, adlaşmış sıfatın veya başka bir zarfın derecesini bildiren zarflar da vardır.


1. Durum Zarfları


Fiilin durumunu yani nasıl yapıldığını bildiren sözcüklerdir. Fiile sorulan “nasıl” sorusuna cevap verir.


O, hızlı koşardı. (Nasıl koşardı?)

Çok tatlı gülümsüyor. (Nasıl gülümsüyor?)

Bu günler zor geçecek. (Nasıl geçecek?)

cümlelerinde altı çizili sözler durum bildiren zarflardır. Bu sözcüklerden sonra isim gelseydi sözcükler sıfat olacaktı.


Zarfın mutlaka fiillerden önce gelmesi şart değildir. Zarfla fiil arasına başka sözcükler girebilir.

“Dışarıdan kesik kesik köpek havlamaları geliyordu.”

cümlesinde “kesik kesik” zarfıyla onun nitelediği fiil arasına başka öğe girmiştir. Elbette bu zarfın özelliğini değiştirmez.


2. Zaman Zarfı


Fiilin ne zaman yapıldığını bildiren sözcüklerdir. Fiile sorulan “ne zaman” sorusuna cevap verir.

Tatilden dün dönmüşler.

Akşama bizde toplanıyoruz.

Artık buradan gitmelisin.

cümlelerinde altı çizili sözcükler fiilin zamanını bildirdiklerinden zarf görevindedirler.


3. Yer - Yön Zarfı


Fiilin yöneldiği yeri bildiren sözcüklerdir. Fiile sorulan “nereye” sorusuna cevap verir ve ek almaz. Bu tür zarfların sayısı bellidir.


“Yukarı çık, ben de geliyorum.” cümlesinde, fiile “Nereye çık?” diye sorarsak, “yukarı” cevabı gelir. Ek de olmadığına göre yer - yön zarfıdır. Eğer cümle “Yukarıya çık.” şeklinde olsaydı, sözcük isim görevinde kullanılmış olacaktı.

Aşağı indi.               Öte gitti.

Geri geldi.               Beri geldi.

İleri gitti.                Dışarı çıktı.

İçeri girdi.

cümlelerinde altı çizili sözcükler yer zarflarıdır.


4. Azlık - Çokluk (Miktar) Zarfları


Zarflar içinde çok değişik özellikler gösteren sözcüklerdir bunlar. Fiilin, sıfatın, zarfın, adlaşmış sıfatın miktarlarını bildirebilen geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bu zarflar “ne kadar” sorusuna cevap verir.

“Pastadan biraz alabilir miyim?”

cümlesinde “alabilir miyim” fiiline “Ne kadar” sorusunu sorarsak “biraz” cevabı gelir. İşte fiilin miktarını bildiren bu sözcük zarftır.


Bu tür zarflar sıfata sorulan “ne kadar” sorusuna da cevap verebilir.


Örneğin;

“Çok güzel bir kitaptı.” cümlesinde “kitap” isimdir. “Nasıl kitap?” diye sorarsak “güzel” sıfatı cevap verir. “Ne kadar güzel?” diye sorarsak “çok” cevabı gelir. İşte sıfatın derecesini bildiren “çok” sözcüğü zarftır. Çünkü burada çok olan güzelliktir.


Bu tür zarflar, başka bir zarfın derecesini de bildirebilir. Bu durumda zarfa sorulan “ne kadar” sorusuna cevap verir.


“Çok hızlı koşuyor.” cümlesinde “koşuyor” fiildir. “Nasıl koşuyor?” diye sorarsak “hızlı” zarfını buluruz. “Ne kadar hızlı?” diye sorduğumuzda ise “çok” cevabı gelir. Zarfın derecesini bildiren bu sözcüğe de zarf diyoruz.


Bunlar adlaşmış sıfatların da derecelerini bildirebilir.

“Bu plan en yaşlılar da göz önüne alınarak hazırlandı.”

cümlesinde “yaşlılar” adlaşmış sıfattır. Buna “Ne kadar yaşlı?” diye sorarsak “en yaşlılar” cevabı gelir. Yaşlıların derecesini bildiren “en” sözü zarftır. Örnekleri çoğaltalım.


O, bu derse pek çalışmadı. (Fiilin zarfı)

Pek sağlam bir ayakkabıya benzemiyor. (Sıfatın zarfı)

Pek akıllısın sen de! (Adlaşmış sıfatın zarfı)

“Ne kadar” sorusu elbette sadece zarfı buldurmaz.

“Fazla mal göz çıkarmaz.” cümlesinde altı çizili sözcük “mal” isminin miktarını bildirdiği için sıfattır. Çünkü isimlerin zarfı olmaz.

“Bu kadar çok arabayı nasıl taşıyor bu köprü?” derken “çok” sözü “araba” isminin sıfatı, “bu kadar” sözü de “çok” sıfatının zarfıdır.


Bazen cümlede birden fazla zarfın veya sıfatın olması, aklımızı karıştırabilir.

“Sevimli , sarışın bir çocuk içeri girdi.” cümlesinde “çocuk” isim, “sarışın” sıfat, “sevimli” sıfattan önce geldiği için zarfttır, gibi bir yanlış düşünceye kapılmayalım. Bir sözcüğün, zarfın ya da sıfatın zarfı olması sadece “ne kadar” sorusuna cevap vermesiyle, yani derece bildirmesiyle mümkündür. Bu cümlede ise altı çizili bütün sözcükler ismin sıfatlarıdır.


5. Soru Zarfı


Cümlelerde zarfları bulmak için kullandığımız sorular vardı. Bunların hepsi - nereye hariç - soru zarflarıdır.

Nasıl bu kadar güzel konuşuyor?

Gittiği yerden ne zaman dönecek?

Ne kadar hızlı yüzüyor?

Neden söz vermesine rağmen gelmiyor?

Ne gülüp duruyorsun iki saattir?

cümlelerinde altı çizili sözcüklerin hepsi soru zarfıdır.


İSİM ÇEKİM EKLERİ


İsim soylu sözcüklere gelerek onlara cümlede görev ve anlam kazandıran eklerdir. Sadece isimlerle ilgili olmayıp zamir, sıfat ve zarflarla da ilgili olduğundan isim soylu sözcüklerin sonunda işledik. Bu ekleri şöyle gösterebiliriz.


   1.      Çokluk eki

   2.      Hal ekleri

   3.      Eşitlik eki

   4.      İyelik eki

   5.      İlgi eki


A. ÇOKLUK EKİ


Asıl işlevi isimlerin sayı bakımından çokluğunu bildirmektir.

Kalemler , çantalar , defterler alındı.


B. HAL EKLERİ


İsim soylu sözcüklere gelerek onların yüklemle ya da diğer sözcüklerle ilgilerini sağlayan eklerdir. Bunları şu şekilde inceleyebiliriz.


1. - i hal eki (yükleme hali)


“Ev - i gördüm.”

“Odun - u yardım.” cümlelerinde kullanılan eklerdir. Fiilin neyi etkilediğini gösterir. Fiile sorulan “kimi, neyi” sorularına cevap verir.


2. - e hal eki (yönelme hali)


“Eve gitti.” cümlesinde yer bildirir.

“Yaza gelecekler.” cümlesinde zaman bildirir; zarf yapar.

“Beş bin liraya aldım.” cümlesinde miktar bildirerek zarf yapar.

“Başbaşa resim çektirmişler.” cümlesinde durum bildirerek zarf yapmış.

Bu ek “ben” ve “sen” şahıs zamirlerine geldiğinde, zamirlerin yapısını değiştirir ve onları “bana”, “sana” şekline çevirir.

Bu eki,

“Haberi duyunca koşa koşa olay yerine geldi.”

“Elindeki taşları oraya buraya rastgele atıyordu.”

“Saat üçü beş geçe istasyonda buluşacağız.” cümlelerinde altı çizili eklerle karıştırmayalım. “-e” hal eki fiillerin kök ya da gövdelerine eklenmez.


3. - de hal eki (bulunma hali)


“Evde bekliyor.” cümlesinde yer bildirir.

“Ayakta bekliyor.” cümlesinde durum bildirerek zarf yapmış.

“3'te gelecek.” cümlesinde zaman bildirerek zarf yapmış.

“Onlar gözde insanlar.” cümlesinde eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmiş ve sıfat yapmış. Elbette bu durumda yapım eki olmuş.

“Buralarda saz boyunda otlar biter.” cümlesinde sıfat yapmış ancak yapım eki olmamış.


4. - den hali (çıkma durumu)


“Evden çıktı.” cümlesinde yer bildirmiş.

“Akşamdan gidelim.” cümlesinde zaman bildirmiş.

“Sıradan insanlardı onlar.” cümlesinde eklendiği sözcüğün anlamını değiştirerek sıfat yapmış ve yapım eki olmuş.

“Senden iyi arkadaş bulamam.” cümlesinde karşılaştırma bildirmiş.

“Sıkıntıdan tırnaklarını yerdi.” cümlesinde neden bildirmiş.

“Her taraf kağıttan uçaklarla doluydu.” cümlesinde bir şeyin neyden yapıldığını göstermiş.

“Birden ayağa fırladı.” cümlesinde durum bildirmiş. Bu tür örnekler çoğaltılabilir. Önemli olan, eklerin cümle içindeki anlamını kavramaktır.


5. Yalın hâli: Bu hâl eksizdir.

ÖRN: Ahmet, ev…


C. EŞİTLİK EKİ


İsim soylu sözcüklere gelip onlara değişik anlamlar katan ve anlama bağlı olarak onları sıfat, zarf yapan - ce , -ca (-çe, -ça) ekleridir.

Böyle çocukça davranmamalısın. (benzerlik)

Sınıfça geziye gittik. (topluluk)

Bence bu kazak daha güzel. (kanaat)

Çocuğu iyice dövmüşler. (pekiştirme)

Onca işim arasında seni mi düşüneyim? (derecelendirme)

 

Bu ve buna benzer anlamlar katan eşitlik eki ayrıca sözcüğün görevini de değiştirir. Birinci cümledeki “çocukça” sözü zarftır. Ancak bu sözcük eşitlik eki almadan çocuk ismini karşılar. Ek alınca türü değişmiştir.
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM ,
ZALİMİ ASLA SEVEMEM...
GELENİN KEYFİ İÇİN ,
GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM..
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI HATTA BOĞARIM..
BOĞAMAZSIN Kİ !!
HİÇ OLMAZSA YANIMDAN KOVARIM...


Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Üye Ol or Giriş Yap
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv
|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.12 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC | Sitemap
vBulletin Theme Design by TurkloRD
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.027 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu