Kaplanlar da Ağlar :.
+ Chatlaq.Net Efsane Forum » Tutqu Kalp Hack » Yazı, Şiir ve Mesajlar » Ask Hikayeleri
 Kaplanlar da Ağlar :.

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Kaplanlar da Ağlar :.  (Okunma Sayısı 404 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : Mart 03, 2007, 10:58:06 ÖS »
demokrasi
Co Admin
TuTQu Süper Üye
*



Başarı: 46
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5.519

EY! TÜRK TİTRE VE ÖZÜNE DÖN


Kaplanlar da Ağlar :.

Kaplanlar da Ağlar :.
   
   Bundan yüzyıllarca önceydi sevgili arkadaşlar... Yoo, hemen buruşturmayın yüzünüzü. Masal anlatmıyorum size. Bu da bir aşk öyküsü. Üstelik çağlar aşıp bu yüzyıla kadar geldiyse yankısı, düşünün bir kez! Belki okumaya değer. Hem aşkın zamanı mı olur? Aşk öyle bir alevdir ki, her yüzyılda, her ortamda kıvılcımlarını kalplere savurur, kurbanlarını bazen mutluluğun denizlerinde serinletir, bazen dünyanın yedi kat dibindeki korlar gibi kavurur. Evet, gelelim öykümüze... Yüzyıllar önce demiştik değil mi?..

    Burası eski Roma. Olimpos dağının tepesinden tanrıların şarkılarının duyulduğu, o efsane çağların efsane kenti. İmparator Sezar, ünlü komutanına o gün tarihi bir emir verdi:
    - Got ülkesini zaptederek Roma'ya bağlayacaksın. Got kralı İran'a sürülecek. Başardığın takdirde ülkenin kralı sen olacaksın Lucius.
    Genç komutan Lucius saygıyla başını eğdi:
- Bahşettiğin şeref beni zafere götürecektir İmparator Sezar.

    Koyu lacivert gözleri yeni bir savaş düşüncesiyle ışıldamıştı. Lucius savaşı severdi. Bu genç ve yakışıklı komutan kadınları da severdi. Zaptettiği ülkelerde yaşadığı aşk serüvenleri Romalı şairlerin esin kaynağıydı.

    Lucius pelerinini savurarak atına bindi. Ardında güneşte çelik gibi parlayan üniformalarıyla görkemli ordusu! Lucius kolunu indirdi. Ordu hareket etti. Tanrıçalar onun hareket emrini veren güçlü sesini duyunca güzellik uykularından uyandılar. Birbirlerine sordular:
    - Kim bu ölümlü?
    Güzellik tanrıçası Afrodit tatlı tatlı gerindi:
    - Kadınların gözdesi Lucius. Şimdiye kadar aşkı hiç tatmamış. Ama kaderinin ufkunda aşkın güneşi yükselmek üzere. Lucius da kaçamayacak aşkın büyüsünden...

    Ordu, Got kentlerini çok kısa zamanda ele geçirdi. Lucius, kralı İran'a sürüp onun muhteşem sarayına girdiğinde yaveri yanına yaklaştı:
    - Komutan Lucius, kral ailesiyle birlikte gitti. Yalnız...
    - Evet, yalnız...
    - Kralın eşsiz güzellikteki kızını yollamadık. Sizin için ayırdık onu. Yorgunluğunuzun bedeli, zaferinizin ödülü olacaktır Prenses Leonora.
    Lucius gülümsedi:
    - Akşam şölende yanıma oturtun onu. Ne zamandır güzel bir yüze hasrettim.

    Gece... Meşalelerin aydınlattığı büyük ve görkemli Got Sarayı. Her yer çalgı sesleriyle inliyor. Got ülkesinin dansözleri büyülü aşk dansları yapıyor. Lucius kim bilir kaçıncı şarap kadehini devirdi ve yanındaki yaverine döndü:
    - Leonora demiştin değil mi? Nerede peki?

    Yaver yutkundu. Leonora'nın vahşi bir kaplan gibi direndiğini Lucius'un sofrasına oturmaktansa ölümü tercih ettiğini nasıl söyleyebilirdi? Lucius isteğini yineledi.
    - Prensesi hemen soframa getirin...

    Bir Got dansözü ona yeni bir şarap kadehi sundu. Genç komutan alabildiğine sarhoştu. Bu yüzden sofrasına doğru sert ve kararlı adımlarla yürüyen Leonora'yı görünce, genç kızın sofrasına oturmak için acele ettiğini sandı. Tanrım ne yanılgı... Leonora sofraya gelince durdu. Lucius şimdi gördüğü eşsiz güzellikle ayılmış ve bir başka sarhoşluğun ağına düşmüştü. Ama genç kızın sesi bütün sarhoşlukları bir fırtına bulutu gibi sildi, geçti:
    - Komutan Lucius, sen bir haydutsun! Vahşi bir zorba gibi ülkeme girdin! Sarayımı zaptettin! Bir parça şerefin varsa hemen buradan gidersin! Seni kovuyorum. Defol!... Çalgılar sustu. Tam bir ölüm sessizliği... Herkes Lucius'un emrini bekliyordu şimdi. Prenses kendi ölüm fermanını imzalamıştı.Ama Lucius ölüm emri vermedi. Sofradan ağır ağır kalktı. Prensesin çevresinde birden beliren üç silahlı askere emretti:
    - Bu kadını odama getirin. Eğlence devam etsin!...

    Çalgılar yeniden başladı. Askerler sürüklediler genç kızı Lucius'un ardı sıra. Lucius büyük ve ağır kadifelerle bezeli görkemli odaya girdiğinde onu da genç komutanın ardından adeta içeri ittiler. Sonra kapıyı kapadılar. Şimdi yalnızdı ikisi. İki düşman. İki vahşi kaplan. Lucius durup genç kıza baktı uzun uzun. Tanrım bu ne güzellikti? Genç kızın simsiyah saçları omuzlarına akıyordu bitmeyen bir gece gibi. Gözleri Hint ülkesinin eşsiz taşlarına benzeyen ışıltılarla parlıyordu. Yeşil turkuvaz belki mavi. Her renk hareleniyordu bu gözlerde. Lucius, uzun süre bakamadı. Başı dönüyordu. Bu güzelliğin sarhoşluğu şaraptan daha yakıcıydı. İnsanı bilinmeyen denizlerin sonsuz girdapları gibi soluksuz bırakıyordu. Genç kızın üstünde değiştirmeyi reddettiği yıpranmış ve yırtılmış giysiler vardı. Bu giysilerin zorlukla örttüğü sütbeyaz bedeni durgun sularda yüzen kuğular kadar masum, bir o kadar da çağrı doluydu. Lucius, genç kıza yaklaştı. Deneyecekti. Savaşların korkutamadığı komutan, bu güzelliğe yakından bakmaktan korktuğunu hissetmişti. Bu gözlere bu kadar yakın olmak, hayatla ölüm arasında, yok olmakla yaşamak arasında bir seçim yapmaktı sanki.

    Şimdi meşalelerin ışıkları iyice azalmıştı. Yalnızca Leonora'nın gözlerinde binlerce yıldızın ışıltıları yanıp sönüyordu. Ama bu ışıklar aynı zamanda sonsuz bir öfkenin tutuşan alevleriydi. Lucius şimdi genç kıza çok yakındı. Leonora, onun şarap kokan sıcak soluğunu hissettiğinde, o lacivert gözler iki büyülü ok gibi kendi gözlerine saplandığında, bir alev ırmağı aktı geçti içinden... Kalbi güçsüz bir kuş gibi çırpınmaya başladı birden, ve sırf bu etki yüzünden kendisine de çok kızdı. Korkunç öfkesi kendisine çevrildi. Lucius'un yüzüne attığı tokat belki de kapıldığı bütün bu büyüleri bozmak içindi.

    Lucius bir an geriledi. Yaralanmıştı. Ve Leonora yaralı bir kaplanın ne kadar tehlikeli olduğunu bilirdi. Genç adam, kızın saçlarını yakaladı. Vahşice öptü onu. Meşalelerin iyice azalan ışığında, gece sürüp giderken... Dışarıdan gelen seslerin geceye şarkılar yağdıran sarhoşluğunda, Lucius Leonora'ya sahip oldu.

    Ve o gece... ve ertesi gün, ve daha nice geceler... Lucius, Leonora'yı yanından ayırmıyordu. Genç kız onun kölesi olmuştu. Ama aslında köle kimdi? Leonora mı yoksa ona hiç doymayan Lucius mu? Kim bilebilirdi bunu? Genç adam, o geceden sonra hiç konuşmayan Leonora ile konuşmaya çalışıyordu sürekli. Ama genç kız bir tanrıça heykeli kadar sessizdi, ona yanıt vermiyordu. Bir gece Lucius çocukluğundan beri çaldığı arpı eline aldı. Eski bir Roma şarkısı söyledi Leonora'ya. Sonra durdu. Dilinin ucuna gelen bir şiiri mırıldandı:
    "Leonora... sevdiğim kadın...
    Susmana razıyım, yeter ki kalbimi dinle...
    Onun aşk sözcükleri yeter ikimize de..."

    O an bir mucize oldu. Leonora'nın gözlerinden, her biri bir inci tanesi değerinde yaşlar akmaya başladı. Genç adam hemen onun önünde diz çöktü. O gözyaşlarını çölde bulduğu yağmur damlaları gibi özenle öptü. Leonora, onun saçlarında gezdirdi elini. Ve güzelim sesiyle tamamladı şiiri: "Sana duyduğum aşkın her kelimesi...
    Çoğalıyor her gün içimde...

    Aşk bir mucize değil de nedir arkadaşlar? Düşman kalplerde bile yeşerir, buzlar altından başını çıkaran cesur bir bitki gibi. Fırtınalı bir denizde, dalgalara meydan okuyan bembeyaz ve gururlu bir yelkenli gibi. Aşk bir mucizedir arkadaşlar. Kalbinizde bir yol bulmaya görsün bir kez... Binlerce yolu kendi çizer. Evet... Leonora da seviyordu Lucius'u. Deli gibi... Sonsuz kaynakların suyunu içip doymayan, susuzluğunu ancak Lucius'un ateşli dudaklarında dindiren yaralı bir ceylân gibi... Yaralı dedik değil mi? Evet, yaralıydı. Çünkü, ülkesi halâ Roma'nın esiriydi. Babası, annesi, ağabeyi sınırlar ötesindeydi. Yalnızdı genç kız. Lucius bu yalnızlığı anlayamazdı. Çünkü Leonora'nın ülkesini ne kadar sevdiğini bilmiyordu ne yazık ki... Ve bir gün... Acı bir gün...

    Leonora'ya hizmetçisi gizlice bir kâğıt getirdi. Kâğıtta ağabeyinin yurda döndüğü yazılıydı. O gece bahçeye inmeliydi Leonora. Ağabeyi onu orada bekliyordu.

    Gecenin koyu köşesinde, bahçenin karanlıklar tanrısının otağı olacağı kadar insafsız bir siyaha büründüğü yerde buluştular iki kardeş. Delikanlı, babasının hançerini verdi Leonora'ya:
    - Got ülkesini kurtarmak senin elinde. Bu gece Lucius'u öldüreceksin. Onun kalbine saplayacağın bu hançerle, ülkenin ve kendinin onurunu kurtaracaksın.

    Delikanlı hemen gitti. Leonora'nın kalbinde mutsuz bir yağmur yağıyordu şimdi. Hançeri göğsüne bastırarak Lucius'un yanına döndü. Genç adam uyuyordu. Daha bir saat önce... ikisi de... tanrıların şölenindeydiler. Aşk iksirini yudum yudum içmişler, birleşen bedenlerinde tutkuları yüceltmişlerdi. Ama şimdi... Şimdi Leonora gözyaşlarının selinde, kalbinin aşktan ve ıstıraptan inleyen sesindeydi. Ama ona verilen görev de ülkesinin şerefiydi. Kendisini düşünmeye hakkı yoktu. Zaten hançerin ikinci darbesi kendi kalbine inecekti. Varsın kurtulsun ülkesi, ama o Lucius'un olmadığı bir dünyada yaşayamazdı. Hançeri kaldırdı. Bir an!... Ve o anda, bütün saldırıları uykusunda bile sezecek kadar deneyimli genç komutan gözlerini açtı. Genç kızın elini yakaladı. Bir yılana bakar gibi iğrenerek baktı o hançere. Elini yakmış gibi yere fırlattı. Leonora yumrukları sıkılı, taş gibiydi. Dua ediyordu kendince.
    "Tanrım, bir tek kelime bile söylemeden öldürsün beni. Ne olur, öldürsün beni... " Ama Lucius daha korkunç bir ölüm biçimi seçti. Şimdi Leonora'nın kulaklarında çınlayan her sözcük öldürücü bir darbeydi.
    - Demek senin aşkın buymuş Prenses! Sinsi, gaddar ve yalnız kendi çıkarlarını kollayan bir aşk. Benim sevgi ülkemin kraliçesi olmak sana yetmedi demek ki... Daha büyük şeyler istedin. Öyleyse al ülken senin olsun. Roma ordusu yarın buradan ayrılacak. Şimdi çık git hayatımdan!
    Leonora çıktı gitti Lucius'un hayatından. Eğer o anda geri dönüp baksaydı, savaşların bir çelik gibi sertleştirdiği o tanrısal çehreden süzülen iki damla gözyaşını görecekti. Komutan Lucius hayatında ilk ve son olarak ağlıyordu.

    3 ay sonra... Roma ordusu Got ülkesini terketmiş, kral ve ailesi saraylarına geri dönmüştü. Ülke şenliklerini halâ bitirmemişti. Çalgı sesleri ve şarkılar saraydan da duyuluyordu. Ama sarayın derin koridorlarından geçip Leonora'nın odasına ulaştığında, bu sesler bir çığlığa, mutsuzluk haykırışlarına dönüşüyordu. Çünkü, Leonora aslında onları değil, kendi içindeki sesleri, ıstırap çığlıklarını dinliyordu. Çünkü, Lucius artık yanında yoktu. Lucius'u özlüyordu... Hoyrat avlarda eşini yitiren bir dişi kaplan gibi odasında dört dönüyordu... Duvarlar bir mezar taşı gibi sessiz ve bir mezar taşı gibi onu ölüme çağırıyordu.

    En büyük kutlama, Tanrı Apollon'un tapınağında yapılacaktı. Her on yılda bir tekrarlanan bir gelenek vardı. Bir genç kız tanrılara kurban edilecekti. Yakılarak!... Leonora çoktan kararını vermişti. Ailesinin yalvarmaları, gözyaşları hiçbir şey durduramazdı onu artık. Bir tek şey vardı kafasında: "Alevden daha güçlü bir acıyla tutuşurken, kalbim, bedenim tapınağın ateşinde erisin..."

    Genç kız, bembeyaz bir elbiseyle tapınağın merdivenlerini çıkıyordu. Merdivenlerin sonundaki geniş sofrada yanan deli alevler onu bekliyordu. Alevler hırslı, tutkuluydu. Çünkü, kurban olağanüstü güzeldi. Beyaz elbise sonsuzluğu simgeliyordu. Belki göklerin çok derinlerinde Tanrı Apollon, bu beyaz güzelliği bekliyordu.

    Birden, acılı kalabalık korku çığlıklarıyla ikiye ayrıldı. Üç Romalı atlı büyük bir süratle geçti aralarından. İkisi merdivenlerin dibinde kaldı. Öteki pelerinini bir fırtına gibi savurarak atından indi. Merdivenleri uçarcasına çıktı, ve Leonora'ya yetişti. Genç kızı kaptığı gibi yine aynı hızla basamakları inip atına bindi. Leonora'nın başı onun göğsüne düşmüştü. Çünkü, genç kız, kolundan tutkup onu geri çeviren genç adamı gördüğünde bayılmıştı. Herkes Tanrı Apollon'un göklerden inip geldiğini sanıyordu. Hayır... gelen o özlenen sevgili, komutan Lucius'tu.

    Küçük kafile bir ağaç altında durdu. Diğer iki atlı, atlarına su vermeye gittiler. Leonora halâ baygın gibiydi. Bir büyük ıstıraptan sonra, bir büyük mutluluk şokuna zor dayanmıştı yaralı kalbi. Lucius, genç kızı ağacın altına yatırdı. Aynı özenle ve incitmemeye çalışarak defalarca öptü onu. Leonora'yı anlıyordu. Geçen üç ay boyunca o da aynı ıstırapla erimiş, kahrolmuştu. Kalpleri ilk hasret yudumlarıyla serinlendiğinde, Lucius konuşacak gücü buldu:
    - Nasıl yaparsın bu deliliği? Nasıl düşünmezsin geri döneceğimi?

    Leonora, çok özlediği sarı saçları okşuyordu eliyle. Sesi, sevgiyi anlatan bir şarkı gibi aktı genç adamın kulağına...
    - Sensizliğin bir dakikası bile zordu benim için. Artık bekleyemezdim. Hem... hem Got ülkesi, bir Roma'lı bebeği asla kabul etmezdi.

    Lucius şaşkınlıktan ayağa fırladı. Sonra yine diz çöktü. Sevinçten ne yapacağını bilmiyordu. Leonora'yı öpüyor, öpüyordu... Çok komikti hali. Leonora önce gülümsedi... sonra bastı kahkahayı. Ve arkadaşlar, sevinç ülkesinin ırmakları gibi bu gülücükler çağladı durdu yıllarca. Komutan Lucius'un karısı ona bir değil, tam dört Roma'lı armağan etti, o çok mutlu yaşantıları boyunca. Ve her seferinde Lucius'un sevinci aynı coşkuyla tekrarlandı. Çünkü onun için asıl sevinç Prenses Leonora'ydı...
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM ,
ZALİMİ ASLA SEVEMEM...
GELENİN KEYFİ İÇİN ,
GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM..
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI HATTA BOĞARIM..
BOĞAMAZSIN Kİ !!
HİÇ OLMAZSA YANIMDAN KOVARIM...


Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Üye Ol or Giriş Yap
« Yanıtla #1 : Ocak 28, 2009, 02:18:41 ÖÖ »
TiYLia
First Lady
TuTQu Süper Üye
*



Başarı: 1267
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 29.879


Kaplanlar da Ağlar :.

Ne kadar katı olursa olsun aşk o kalpleride yumuşatabiliyor...
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

Bırak... Sorma...
Hanesi boş kalsın ismine yüklediğim anlamın
Aşk de... Nefret de... Ne dersen de...
Ben bile bilmezken bendeki vazgeçilmezliğin sebebini
Bırak sözcüklerin kafası karışmasın...
Bir kelimeye...
Bir dizeye...
Bir şiire sığamıyacak kadar ağrılı harflerim...
« Yanıtla #2 : Ocak 28, 2009, 02:13:53 ÖS »
demokrasi
Co Admin
TuTQu Süper Üye
*



Başarı: 46
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5.519

EY! TÜRK TİTRE VE ÖZÜNE DÖN


Kaplanlar da Ağlar :.

evet bu konuda çok haklısın ama tam terside olabiliyor aynı zamanda..
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM ,
ZALİMİ ASLA SEVEMEM...
GELENİN KEYFİ İÇİN ,
GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM..
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI HATTA BOĞARIM..
BOĞAMAZSIN Kİ !!
HİÇ OLMAZSA YANIMDAN KOVARIM...


Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Üye Ol or Giriş Yap
« Yanıtla #3 : Ocak 28, 2009, 04:32:05 ÖS »
TiYLia
First Lady
TuTQu Süper Üye
*



Başarı: 1267
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 29.879


Kaplanlar da Ağlar :.

Evet sende bu konuda haklısın
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

Bırak... Sorma...
Hanesi boş kalsın ismine yüklediğim anlamın
Aşk de... Nefret de... Ne dersen de...
Ben bile bilmezken bendeki vazgeçilmezliğin sebebini
Bırak sözcüklerin kafası karışmasın...
Bir kelimeye...
Bir dizeye...
Bir şiire sığamıyacak kadar ağrılı harflerim...
« Yanıtla #4 : Ocak 28, 2009, 09:55:04 ÖS »
TiaRa
TuTQu Bağımlısı
****



Başarı: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1.166


Kaplanlar da Ağlar :.

hakim bey sizde haklısınız:D:D:D:D
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
« Yanıtla #5 : Ocak 29, 2009, 03:30:05 ÖÖ »
TiYLia
First Lady
TuTQu Süper Üye
*



Başarı: 1267
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 29.879


Kaplanlar da Ağlar :.

 
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

Bırak... Sorma...
Hanesi boş kalsın ismine yüklediğim anlamın
Aşk de... Nefret de... Ne dersen de...
Ben bile bilmezken bendeki vazgeçilmezliğin sebebini
Bırak sözcüklerin kafası karışmasın...
Bir kelimeye...
Bir dizeye...
Bir şiire sığamıyacak kadar ağrılı harflerim...
« Yanıtla #6 : Şubat 03, 2009, 02:43:32 ÖS »
demokrasi
Co Admin
TuTQu Süper Üye
*



Başarı: 46
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5.519

EY! TÜRK TİTRE VE ÖZÜNE DÖN


Kaplanlar da Ağlar :.

Oh be en sonunda bende haklıyım 
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM ,
ZALİMİ ASLA SEVEMEM...
GELENİN KEYFİ İÇİN ,
GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM..
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI HATTA BOĞARIM..
BOĞAMAZSIN Kİ !!
HİÇ OLMAZSA YANIMDAN KOVARIM...


Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Üye Ol or Giriş Yap
« Yanıtla #7 : Şubat 04, 2009, 01:12:34 ÖÖ »
TiYLia
First Lady
TuTQu Süper Üye
*



Başarı: 1267
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 29.879


Kaplanlar da Ağlar :.

Ayy yaa yazıkkk demokrasi daha deseydin daha öncede derdik sana bunu
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

Bırak... Sorma...
Hanesi boş kalsın ismine yüklediğim anlamın
Aşk de... Nefret de... Ne dersen de...
Ben bile bilmezken bendeki vazgeçilmezliğin sebebini
Bırak sözcüklerin kafası karışmasın...
Bir kelimeye...
Bir dizeye...
Bir şiire sığamıyacak kadar ağrılı harflerim...
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv
|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.12 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC | Sitemap
vBulletin Theme Design by TurkloRD
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.036 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu