İNTİHAR ETMEK Mİ..? BU ÇOK APTALCA
+ Chatlaq.Net Efsane Forum » Tutqu Kalp Hack » Yazı, Şiir ve Mesajlar » Ask Hikayeleri
 İNTİHAR ETMEK Mİ..? BU ÇOK APTALCA

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: İNTİHAR ETMEK Mİ..? BU ÇOK APTALCA  (Okunma Sayısı 321 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : Haziran 17, 2007, 12:58:37 ÖÖ »
TiYLia
First Lady
TuTQu Süper Üye
*



Başarı: 1267
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 29.879


İNTİHAR ETMEK Mİ..? BU ÇOK APTALCA

Yeni bir başlangıçtı... Onunla ilk aynı işyerinde çalışırken karşılaşmıştı... Kıvırcık saçları, sevimli bir suratı vardı kızın... Bir ırmak kadar güzel gözleri. Aynı radyoda çalışıyorlardı. Kız daha yeni başlamıştı işe. Ve erkek ilgileniyordu onunla. Yani onu meslekte yetiştiriyordu. İlk programı beraber sunmuşlardı... Yanyana... Zamanla ikisi arasında bir duygu yoğunluğu başlıyordu... Deniz kenarına gidiyorum dedi çocuk. Gelirmisin benimle şarap içeriz. Bunu söylerken öyle heyecanlıydı ki... Kız evet dedi gidelim...

Beraber sundukları program bir istek programıydı. Sık sık sevgililerin mesajları gelirdi. O gün biri çok güzel bir şiir yollamıştı programa, Erkek aynı zamanda şiir de okuduğu için gelen faksı o okumuştu... Kızın gözlerinin içine bakıyordu okurken... Kim etkilenmezdi ki hayatta duyduğu o en güzel sözler karşısında...

Dışarı çıktılar akşama doğru... Çocuk koluna girdi kızın... Sonra yavaş yavaş elini tuttu... Kız elini çekmedi... Ve böylece sevgili oldular... Zaman hızlı geçiyordu... Kız okula gitti... Zaten yaz dönemi için gelmişti radyoda çalışmaya... Diyor du ki çocuk annesi gibi sevdiği bir ablasına anlatırken onu. "Bu kadar çabuk hiç kimseye içim ısınmamıştı... Sanki yıllardır tanıyorum onu" Sevgilisinin çekingenliği, suskunluğu, masum görünüşü...
Durmadan şiirler yazıyordu ona... Durmadan şarkılar çalıyordu radyoda...
Mesaj atıyordu şarkılarını çalacakken, internete girip dinlesin sevdiği diye.

Zaman geçiyordu... Çocuk çok fazla çalışıyordu...
Yorgundu... Yalnız... Artık nedenini bilmesede daha çok yoruluyordu... Sürekli uyuklar bir haldeydi... Yorgundu...

Annesiyle tanıştırdı sevdiğini. Bir gün bir çarşıda dolaşırken öyle aylak aylak cebindeki üç beş kuruşla sevdiği küpe bakarken yüzük aldı ikisinede. O an, o yüzükleri taktıkları an sevdiğinin yüzü öyle güzel gülümsediki... Onu orda sokak ortasında sarılıp o kadar güzel öpmüştü ki... yan tarafta yürüyen bir çift belli ki evli bir çift tebrik etmişti onları... Kız bir öğrenci yurdunda kalıyordu... Eve çıkacağım dedi... Çocuk nasıl istersen öyle yap ancak ev arkadaşlarını iyi seçmelisin dedi... Bir ev tutuldu... Ev ki ne ev...

Telefon konuşmalarında artık başka erkeklerin sesleri duyulmaya başlandı... Çocuk durmadan çalışıyordu... Gece saat 1 de ikide ancak telefonla konuşmaya vakit bulabiliyordu. Nasılsın sorusunun hemen arkasından bir cevap geliyordu arkadaşlar bizde, işte bira falan almışlar içiyoruz...

Önceleri sevdiğine derin bir güven duyan çocukta bu güveni yıkan bir kaç gelişme oldu... Önce istanbula bir ziyaret... 3 gün bir evde kalması kızın... Ve evi sevgilisine söylememesi... 3 Gece boyunca bir erkeğin evinde sevdiğinin kalışına tahammül etmek zorunda kalan çocuğun içinde bir soru işareti uyanıyordu? Neden...

Ardından başka erkek arkadaşlarının kızın evine sık sık gelişleri. Hoş gözüyle görmemişti bir şey ama telefon ediyordu, her telefonda ya kız bir erkek arkadaşının evindeydi yada arkadaşları onun evinde. Bu evde yalnız ben kalmıyorum diyordu kız. Erkek kızdığında bu duruma. Ya arkadaşlarım için geliyorlar diyordu.

Bir şeyler hissediyordu ama o güven bu hissettiklerinin adını koymasına izin vermiyordu... Aşık olmuştu... 3 Gece çabuk geçti... Unutmaya çalışıyordu ancak aklı almıyordu bir türlü..? Benimle neden kalmadı..? Niye benimle kalmadı... Kızın sözleri gayet netti inanmak istedi ve inandı... Kız arkadaşlarıyla gelmişti... Ve bir arkadaşı kötü durumdaydı erkek arkadaşının evinde kalıyordu ve onu yalnız bırakmak istememişti...

Fakat ilişkide yolunda gitmeyen bir şeyler vardı... Sevdiği kızın etrafında sürekli başka erkekler dolaşıyordu... Hep gece... Hep gece... Bir gün dayanamadı ve sordu niye hep gece..? neden alkol var..? İçini kemiriyordu bütün bu sorular...

Sorguluyordu durmadan ve kız kırılıyordu... Çünkü kız aslında ev arkadaşlarının arkadaşlarına hiç hoşuna gitmesede tahammül etmek zorunda kalıyordu söylediğine göre... Aslında bir kötülük yapmıyordu... Erkeğe göreyse yalnızca şunu farkedememişti... Etrafında arkadaş dediği insanların kendisini nasıl bir pisliğin içine çekmeye çalıştığını... Yüzüğünü kaybettiğini sanıyordu... Ancak arkadaşı çalmıştı o yüzüğü... Bu büyük bir kavga nedeni olmuştu... Sevgimize verdiğin değer bumu demişti bağırarak erkek... Bu kadar mı değer veriyorsun ilişkimize..? Daha yüzüğümüze sahip çıkamıyorsun. Erkek o kadar kötümser olmuş tu ki artık herşeyden şüpheleniyor, çok çabuk öfkeleniyor, bağırıp çağırmaya başlıyordu... İşten ayrıldı ilk önce...

Sonra sustu... Arada yine sevgilisiyle buluşuyorlardı... Sık sık tartışıyorlardı... Erkek sanki hiç saygı duymamışçasına acımasız konuşuyordu... Kız bu olanlara anlam veremiyordu... Öylece dinliyordu... Erkek çıldırmış gibiydi. Kızın bir erkek arkadaşı vardı ve o çocuğa hiç içi ısınamamıştı erkeğin.

Bir keresinde sevgilisi onun evinde kaldı diye inanılmaz bir kavga bile etmişlerdi. Ayrılık noktasına varmıştı ilişkileri, çocuğun sürekli içki içişinden, her gece sevgilisinin evine gelişinden nefret ediyordu. Bir kere o adamdan nefret etmişti...

Sevdiği kızsa bunu anlamakta zorluk çekiyordu. Ancak kız o kadar saftı ki... Kendisine arkadaşça yaklaşan bu adamdan sevgilisinin neden rahatsız olduğunu anlayamıyordu... Kızın hayatında ilk defa sevgilisi oluyordu, ilk defa evinden dışarda bir yerde yaşıyordu... Yaşadığı sokaktan ilk defa çıkmıştı...

Şu sözleri arkadaşını savunmak için söyleyebilmişti saflıkla... "o bi kere bizim ilişkimize değer veriyor hatta bana dediki senin ki gibi bir ilişki yaşamak istiyorum " Erkek bu kelimeleri duyunca çıldırmıştı, kız anlam verememişti. Sen bu herife hala arkadaşım mı diyorsun diyordu... bu herif sana sulanıyor ulan demişti... Kız hala arkadaşını savunuyordu... Erkek kendisini tutamamış ve uluorta itip s***** git artık hayatımdan demişti...

Kız bir türlü anlam veremiyordu bu olanlara... Erkek çok hızlı değişimler yaşıyordu... Bakışlarına derin bir hüzün çökmüştü... Git gide zayıflıyordu ve kız bunu anlayamıyordu... En sonunda ayrılalım dedi erkek... Kız kabul etti... Yüreğim buz tuttu dedi... Yine kavgayla ayrılıyorlardı...


Son söz elveda olmuştu... Erkek çok öfkeliydi... Yaşamdan nefret ediyordu... Ağlıyordu...
Sadece ağlıyordu...
Sakinleştirici bir ilaç aldı ve dedi ki... Geçecek... Seni seviyorum... Bekle biraz... Şu an için çok umutsuzum... Çünkü dayanamamıştı... Gerçektende çok seviyordu. Ancak elinden bir şey gelmiyordu...

Ağır hastaydı...


Teşhis konulmuştu bir kez...
Kanserdi...
En kötüsü...
Beynine sıçramıştı kanserli hücreler...
Büyümekteydi içinde ölüm...
Anlatmayı istedi bunu ona...
Kıza anlatmayı denedi...
Ancak
Buz gibi bir yalana çarptı...
Onca zamandır sabrettiği, sevdiği, kıskandığı, sarıldığı, öptüğü insan onu aslında aldatmıştı...
Bir gün sevdiğini aradı... Ağlıyordu erkek dedi ki... Gücüm kalmadı...
Sana çok ihtiyacım var...
Ne olur...
On dakikanı ayır bana. Ne olursun on dakika sadece...
Hayır dedi kız...
Erkekte gene bir öfke nöbeti...
 
Hastaydı çünkü ne yaparsa yapsın engelleyemiyordu bu öfkeyi. Yine bağırıp çağırmaya başladı. Ağır bir depresyondaydı...

Kız dedi ki. Sevmiyorum seni.. Sevmedim ki... Sen ne kadar aptal bir insansın anlamıyor musun? Soğudum artık senden... Hem aldattım ben seni. Evet Onunla aldattım hemde bu yüzden bu kadar çok yakındım ona. Anladın mı?

Hayır dedi erkek hayır inanmıyorum... Benim hatamdı hepsi uzun süredir varmış bu bak bağırışlarım çağrışlarım. yaşadığım bu öfke... Canım acıyordu, sinirli oluyordum, uyuyamıyordum ne olur anla... Canın cehenneme oldu duyduğu sözler, intihar edeceğim dedi... İntihar mı dedi genç kız? Bu çok salakça... Bu çok aptalca...



Çocuk sustu...
Telefon kapandı...
Bilgisayarını açtı...
Sezen Aksunun Gülümse isimli şarkısını çalmaya başladı...
İlaç kutularını döktü masaya...
O ağlıyordu...
Şarkı gülümsüyordu
Sabahın dördüydü...
İlaçlar yavaş yavaş etkisini gösteriyordu...
Önce çocukluğu geldi aklına...
Şeker portakalı... Zeze... Çocukluk dostları....
Bir şiir yazdı...
Küskünüm diyordu son satırda...
Beni en kötü zamanlarımda yalnız bırakan dostlarıma...
Arkadaşlarıma...
İğrenç yüzünü en zor zamanımda gösteren yıllardır sevdiğim kadına...
Kirlenmiş ve kirletilmiş dünyaya...
Toprağa, suya, denize, ateşe,
Aldığım nefese küskünüm diyordu...
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

Bırak... Sorma...
Hanesi boş kalsın ismine yüklediğim anlamın
Aşk de... Nefret de... Ne dersen de...
Ben bile bilmezken bendeki vazgeçilmezliğin sebebini
Bırak sözcüklerin kafası karışmasın...
Bir kelimeye...
Bir dizeye...
Bir şiire sığamıyacak kadar ağrılı harflerim...
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv
|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.12 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC | Sitemap
vBulletin Theme Design by TurkloRD
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.027 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu